Sosyal Yaşamı Kolaylaştırma Kılavuzu

Sosyal Yaşamı Kolaylaştırma Kılavuzu

Çarşıda, parkta, AVM’de, restoranda, ev gezmelerinde aniden ağlamaya ve huysuzluk çıkarmaya başlayan bir çocuğa karşı takınılabilecek en doğru tavır nedir? Hepsini denediniz ama en etkili sonuca hala ulaşamadıysanız, gelin Çocuk ve Genç Psikolojik Danışmanlık ve Psikiyatri Merkezi’nden Dr. Bora Küçükyazıcı’nın önerilerine kulak kabartalım.

Eğitimini başkalarına havale etmeyin. Eğitim sadece akademik yolla verilmez. Çocukla birlikte anne veya babanın uçurtma yapması da bir eğitimdir. Babalar çocuğu sıklıkla “Annenle yap” diye geçiştirebiliyor veya anne “Bu işi şu kişiyle yap” diyebiliyor. Böyle olunca anne ve babalar bireysel pozitifliklerini ve aktarım güçlerini kendi adlarına durduruyor ve bunu bir başkasına devrediyorlar. Bu diğer ebeveyn olabildiği gibi spor öğretmeni, sınıf öğretmeni de olabiliyor. Çocuk tenis dersi alıyor, babanın konuyla hiçbir ilgisi yok; çocuk basketbol kursuna gidiyor, annenin dâhil olma durumu yok. Çocuğun eğitimini başkasına havale etmemek gerekiyor.

Çocuğa özel zaman ayırın. Çocukla geçirilecek zamanı planlamanız önemlidir. Çocuğa özel olduğunu hissettirdiğinizde onunla daha keyifli ve sorunsuz vakit geçiriyorsunuz. “Çocuğunuzla hafta sonları en çok ne yapıyorsunuz?” diye babalara soruyorum bazen.  “Sinemaya gideriz” yanıtını alıyorum çoğunlukla... Sinemaya gitmek aslında birlikte yapılan bir aktivite değildir. Karanlık bir alanda koltuğa yan yana oturur, iki saat boyunca film izlersiniz. Bunu söylediğimde, “Öncesinde veya sonrasında yemek yiyoruz ama” yanıtı geliyor. Bu da birlikte zaman geçirmek değildir pek. Birlikte alışverişe çıkıp, eve dönüp yemeği beraber pişirmek, evde filmi izlemek, kaydı durdurup film üzerine konuşmak… İşte bunlar verimli zaman geçirmektir. Uğrunda emek harcamadığınız hiçbir şey çocuğa kendini özel hissettirmez.

Söz verdiğinizde tutun. Zamanı doğru planlamadığımız için sözümüzü yerine getirmiyoruz. Çocuk bir şey ister, anne veya baba “Tamam yaparız” der. Çocuk sorar: “Ne zaman?” Planlanmadan bir tarih verilir: “Hafta sonu yaparız.” Çocuklar çok akıllıdır ve bu sözleri unutmaz, günü geldiğinde size hatırlatırlar. Yapmazsanız, “Söyledi ve yapmadı” diye kaydeder çocuk. Çocuğun size inancını tam olarak kırdığınızda ise artık ne söyleseniz fark etmez, çocuk size inanmaz. İnanmadığı için ikna olmaz, sözünüzü dinlemez ve size uyum göstermez.

Çocuğu başkalarının yanında eleştirmeyin. Kalabalık yaşayan, dışa dönük bir toplumuz. Çocuklarımızla ilgili yorumları da başkalarının yanında rahatlıkla yapabiliyoruz. Akraba, arkadaş, hatta yeni tanışılan kişilerin yanında bile... Bunun adı psikiyatride “stigma”dır, yani damgalamadır. “Ablası, bu çok yaramaz.”, “Öğretmeni, bu evde de böyle yapıyor” gibi ifadeler çocuğu rencide eder. Bu, çocuğun iyiliğineymiş gibi bir yaklaşımdır ama sonuçta bir damgalamadır.

Sorduğu soruya yanıt verin. Çocuk çok meşgul olduğumuz bir sırada bize bir soru sorar. Maç izliyoruzdur, çamaşır katlıyoruzdur, biriyle konuşuyoruzdur. Sizinle iletişim kurmaya çalışan çocuğa “Bir dakika dur” diye yanıt vermemek gerekir. İşiniz yoksa soruya mutlaka yanıt verin. İşiniz varsa “Soruna yanıt vereceğim, ama bana şu kadar izin ver” diyerek çocuğu bilgilendirin. En önemlisi de sözünüzü tutun ve söylediğiniz dakikada çocuğun sorusuna yanıt verin.

Söylediklerinizi önce kendiniz yapın. Çocuklarınızın yapmasını istediğiniz şeyleri siz yapmazsanız, çocuk sözlerinizin temelinin olmadığını düşünür. Bunun en basit örneği, kendileri sağlıksız beslenen anne ve babaların çocuklarını sağlıklı beslenmeye teşvik etmeleridir.

Çocuğun yerine karar vermeyin. Çocuklarına sorduğunuz soruları çocuklarının yerine yanıtlayan anne-babalar var. “Helikopter aile” deniliyor buna. Çocuğun sırtına havlu koymaktan ziyade, çocuğa terlediğini hissettiğinde atletini değiştirmesi gerektiğini öğretmektir doğru olan.

Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Başka çocukları örnek göstermek, onlarla çocuğumuzu kıyaslamak, yermek ve serzenişte bulunmakla çocuğumuza olumlu bir davranış kazandırmamız mümkün değildir. Bu davranış çocuğunuzla aranızdaki iletişimi olumsuz etkiler.

Mış gibi yapmayın. Severmiş, umursarmış, önemsermiş gibi davranmamak gerekir; çünkü çocuklar bunu anlar. Bir söz veriyoruz ama yapmıyoruz, ona zaman ayıracağımızı söylüyoruz ama ayırmıyoruz… Bu durumda çocuk “mış gibi” yaptığımızı hisseder. Bir şey istediğinizde bunun ne kadar gerçekçi ve gerekli olduğunu sorgulamaya başlar.

İlgili Yazılar

Çocuğunuz Kış Aylarında Hangi Besinleri Tüketmeli?

Sağlıklı Yaşam

Gelişme çağındaki çocukların soğuk kış ayalarında hastalıklardan korunması için bağışıklık sistemini güçlendirici besinler tüketmesi gerekiyor. Vitamin ve mineral açısından zengin bir diyet...Devamını Oku

Bol Sütlü, Çok Doyurucu: Sütlü Smoothie Tarifleri

Sağlıklı Yaşam

Zindeliğe ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda sütlü ve lezzetli içecekler hazırlamak, evde bulunan çeşitli meyve ve sebzeler yardımıyla oldukça kolay.